27 Mayıs Devrimini 56. Yıldönümünde Saygıyla Kutluyor, Anımsatıyoruz.

BASIN DUYURUSU!

27 MAYIS DEVRİMİNİ 56. YILDÖNÜMÜNDE SAYGIYLA KUTLUYOR, ANIMSATIYORUZ. 

27 Mayıs 2016
Değerli Yazılı ve Görsel Medya çalışanları!
Değerli Arkadaşlarımız ve Yurtsever Halkımız.


Bugün 27 Mayıs Devrimi’nin 56. yıldönümü…

27 Mayıs Devrimini yaratan gençlik eylemleri ve halk direnişi, Türk Ulusunun özgürlük, bağımsızlık ve daha fazla demokrasi özlemleri üzerindeki işbirlikçi, gerici kilidi açan bir devrimdir.. 
1960’larda “bağımsızlık, demokrasi ve devrim” bayrağını, onun açtığı özgürlük yolundan yürüyerek yükseklere kaldırmış olan 68’liler de, milletimizin “hürriyete, adalete ve fazilete âşık evlâtları”ndandır. 
Bugün biz 68’liler olarak, 56. yılında 27 Mayıs Devrimi’ni yaratanları saygı, sevgi ve şükranla anıyoruz. 
27 Mayıs Devriminin Türk halkına en büyük armağanı, Türkiye tarihinin en özgürlükçü Anayasası olan “1961 Anayasası” olmuştu. Bu Anayasanın “Başlangıç” bölümünde 27 Mayıs Devrimi şöyle tanımlanmıştı: “Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı Türk milletinin direnme hakkını kullanması eylemi…”

Bu tanım yerindedir ve onun özünü doğru biçimde anlatmaktadır..

Zalim, zorba ve hukuk tanımayan iktidarlara karşı “direnme hakkı”, 1776 Amerikan “Bağımsızlık Bildirgesi” ve 1789 Fransız “İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi”nden bu yana çağdaş demokratik hukuka girmiş en temel insan haklarındandır. 
10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen ve Birleşmiş Milletler’e üye bütün ülkeler için bağlayıcı hukuksal norm “Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi” ise, “direnme hakkı”nı bireyler ve milletlerin vazgeçilmez insan hakları arasında saymıştır.
Türkiye bugün, 1960’takinden çok daha fazla “Anayasa ve hukuk dışı davranışlar” içinde olan bir iktidarla karşı karşıyadır. Bu iktidar, 1960’takinden daha vahim olarak, Cumhuriyete karşı da onu dönüştürme ve yoketme amacıyla bir savaş açmıştır. Böylece, Cumhuriyeti rejimi bakımından da meşru olmadığını bizzat kendisi ilan etmiştir. Bu gerçek, Anayasa Mahkemesinin iktidar partisi hakkındaki, “laik ve demokratik cumhuriyete karşı fiillerin odağı olduğu” kararı ile bir de mahkeme hükmü biçiminde somutlaşmıştır..

1960’ta zamanın iktidarı devlet gücünü kullanarak basını susturmaya, muhalefet partilerini yasaklamaya ve Tahkikat Komisyonları ile mahkemeleri ve TBMM’ni fiilen devre dışı bırakmaya kalkışmıştı. Bütün bunlar, çok partili siyasi yaşamın ve parlamenter sistemin filen ortadan kaldırması demekti.

27 Mayıs Devrimi, çok partili siyasi yaşamı ve parlamenter sistemi, kuvvetler ayrılığı ilkesini anayasal ve yasal demokratik güvencelere bağlayarak, idarenin tüm eylem ve işlemlerini yargı denetimine alarak, gerçek demokrasiye açılan bir köprü kurarak, zorba siyasal iktidarlara karşı halkın haklarını koruyan bir hukuki kalkan oluşturmuştu. Sonraki darbeler bu kalkanları yoketmeyi birincil iş sayarak sırayla yokettiler ve demokratik siyasal hayatın ışığını kararttılar..

Genel demokratik hak ve özgürlükleri genişleterek, emekçi sınıfların mesleki ve siyasi örgütlenme özgürlüğünün önünü açtı. Siyasi çoğulculuk ve parlamenter siyaset alanının emekçi sınıflara da açılmasını sağladı.

Bugün demokratik bir siyasi, idari ve toplumsal yaşam için vazgeçilmez olduğu herkes tarafından iyice anlaşılan;

-Yargı bağımsızlığı,

-Basın ve düşünce özgürlüğü,

-Üniversitelerin ve devlet radyo televizyon yayınlarının özerkliği,

-Bütün çalışanlar için grev ve toplu sözleşme hakkı,

-Sağlık ve eğitim sisteminin sosyalleştirilmesi, 27 Mayıs Devriminin Anayasal düzeyde hukuki güvenceye bağladığı hak ve özgürlükler arasında yer almıştı.

27 Mayıs Devrimi, Kurtuluş Savaşımızla kazanılan ve 2. Dünya Savaşı sonrasında adım adım yitirilen milli bağımsızlığı yeniden toplumumuzun gündemine getirdi. ABD ile imzalanmış ve bağımsızlığımız yok eden gizli ikili anlaşmalar, TBMM’nin denetimine açıldı.

27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül’ün tersine; gençliğin, üniversitelerin, aydınların, gazetecilerin, muhalefet partilerinin demokratik eylemlerinin omzunda yükselerek gerçekleşti. Hapsedilmiş gazetecileri, aydınları ve muhalif siyasetçileri hapishaneden çıkardı.

Milletimizin yeniden ve sivil görünümlü bir Amerikancı faşist diktatörlük tehlikesi karşı karşıya bulunduğu günümüzde 27 Mayıs’ın demokratik karakteri, halkımızın ve demokrasi güçlerinin bilincinde çok daha netleşmektedir.

27 Mayıs, Türk Ulusunun “Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye” mücadelesinde yaşamaya ve yol göstermeye devam edecektir.

Saygılarımızla,
68’liler Birliği Vakfı 
Yönetim Kurulu /Yürütme Kurulu

 

 

 

Ulusal Bağımsızlık Yürüyüşü 2015

Ulusal Bağımsızlık Yürüyüşü 2015

Ulusal Bağımsızlık Yürüyüşü 2015, Afyon'dan İzmir'e 14 günde 22 ilde düzenlenen anma faaliyetleri ile gerçekleştirildi.
Ulusal Bağımsızlık Yürüyüşü 2001

Ulusal Bağımsızlık Yürüyüşü 2001

2001 senesinde düzenlediğimiz Ulusal Bağımsızlık Yürüyüşü hakkındaki, haberler, yazılar, fotoğraflar
Ergin Konuksever Belgeseli

Ergin Konuksever Belgeseli

'Son Süvari', yönetmen Dilşat Zülkadiroğlu'nun gözünden Ergin Konuksever'in hayatını ve 68 hareketine katkılarını anlatıyor.
All for Joomla All for Webmasters

68'liler Birliği Vakfı
Kurabiye sok. No 9 Kat 3
Beyoğlu, İstanbul / Türkiye

+90 (212) 243-8624
+90 (537) 487-7290
+90 (532) 204-8029

iletisim@68lilerbirligivakfi.org

http://www.twitter.com/68liler

http://www.facebook.com/68lilerbirligivakfi 

68'lilerin Devrim Andı

Biz devrimciler olarak...
Sayımızın azlığına, düşmanın çokluğuna bakmadan,
bıkmadan, yılmadan, yorulmadan
TAM BAĞIMSIZ VE GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE İÇİN;
bizi mahvetmek isteyen emperyalizme,
bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı,
son nefesimize kadar mücadele edeceğimize,
devrimci şerefimiz üzerine ant içeriz.

100 TL BAĞIŞ

100

TOPLANTILARA KATKI

100 TL katkınız
vakfımızın toplantılarına güç katacak.

Bağış

500 TL BAĞIŞ

500

TANITIMA KATKI

500 TL katkınız
vakfımızın tanıtımına güç katacak.

Bağış

1000 TL BAĞIŞ

1000

ETKİNLİKLERE KATKI

1000 TL katkınız
vakfımızın etkinliklerine güç katacak.

Bağış